KARASU
Perşembe, 15 Temmuz 2010 13:24    PDF Yazdır e-Posta



Araban ile Karasu özdeşleşmiş iki kardeş gibi yıllara meydan okurlar. İkisininde kaderi aynıdır. Yaban ellerde kalmış gibi, bakımsız, kadersiz, bahtsız, ve ağlamaklı bir halleri vardır. Heryıl başucumuzda akar gider. Kimse onu durduramaz, aynı hayatın gittiği gibi…

Bir şeyler yapmak bir yana hep onun yaşlanmasına sebeb oluruz. Hiç yardım etmeyiz. Ne derdini sorarız, ne gözyaşlarını sileriz…

Araban’ ın gelişmesinden bahsedip dururuz. Bunu söylerken Sanmayın Karasu’ yu bunun dışından tutarız…

Karasu, başucumuzdaki pınar…Ağlayan gözümüz, gülen yüzümüz..

(Resimleri bize ulaştıran eski üyelerimizden m3mo’ ya teşekkürler.)

(Araban.org Arşivinden..)

www.Araban.org
YARIN HERŞEY DAHA GÜZEL OLACAK..

Karasu, suyunu; ovaya, kuzeybatıdan kılıç darbesiyle dalan kayalık dar iki vadiden doğudakine yuva kuran ve Kırkgöz ismiyle ünlenen doğal kaynaktan aşırır.




Dağdan ovaya atılır atılmaz Köklüce ile selamlaşır, şiirce ezelîleşir tanışmaları. Ali Efendiler’in topraklarında kavisler çizerek, yayla çiçeği, utangaç göçer kızı edasıyla usulca güneye salınır.
İncioğulular’ın taş eksen bile biter, ciğerözlü tarlalarının kuştüyü salıncağında tapınak sakinliğine erişir.


 

Aşiretsiz, zulümsüz bey konağı Höyüklü’nün önlerine vardığında sola, genişçe bir alana ince kum, kaba çakıl döşer. Doğumdan yeni çıkan bir kadının, bebeğini kucaklayan duygulu bakışlarıyla bakınır.
Tötkenli, Karadağ dan çalınmış çakıllı arazilerin yarlı eteklerine yaslanınca çevresine kısırlaşır, doğuya boyun büker.



Yedekliğinde taşıdığı killi toprağı, elenmiş yapı kumunu yanına, ovanın yatağındaki ayaklarına bir halı gibi serer.
Hatunobası’nın yakınlarında yol alırken yüksek yarların altına evsinlenir. İri çakıllı, kiremit yanaklı toprağı dişleye dişleye yolunu sağlamlaştırır.


Kırıkköprü’nün, onca hırçın seline karşın ayakta kalabilen son kırık bacağını kucaklar, öper; timsah gözyaşlarına boğar, uzaklaşır. Giderken; sol dudağıyla toprağın kestane teniyle, sağ dudağıyla da Göz’ün haki kumsalıyla öpüşür.
Yatağını olabildiğince genişletmenin sarhoşluğuyla âdeta kendinden geçer, alabildiğine yayılır.




Boztaş’ın kayalık damarına toslar toslamaz ayılır, bir kez daha güneye kırılır, Karadağ’ın dip kayalığına çarpar, yaralanır doğrultusu, yaralı boyunla doğuya akar.




karasu artık Eskialtıntaş’a komşudur. Ama toprak damın vefalı kuması gibi yaşamaya ne kaş kırar, ne de boyun eğer; kararlıdır, yolcu yolunda gerek.



karasu konaklama sırasıyla; Fakılı, Hışırım, Harallı, Sarıtepe, Karababa, Kızboğan, Dipçepni, Pagir, Gümüşpınar... köylerine; kimine yakından, kimine uzaktan el sallar geçerken.


Yol boyunca Karadağla başbaşa söyleşmenin mutluluğuyla; dirsekten dirseğe, burundan buruna, kayalıktan kayalığa, çevirmeden çevirmeye bir karayılan gibi dolanır…dolanır.


Sonunda; Habeş kayalığından uçarak çağlayanlaşır. Kendine özgü akışın sonu, Fırat’ın kollarıdır.


Alıntı:Abdullah Karabağ
(Karanfil Ek Göğsüme/tîlîlî, nesirsel şiirden

Son Güncelleme ( Cumartesi, 28 Ağustos 2010 12:57 )
 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile